Archive for Ocak 2008
AKŞAMLA GELEN
AKŞAMLA GELEN
Hava kararıp,
kent kendine
dönünce her akşam;
gri renkli bulutlar
sarar her yanı;
dalga dalga
kentin üzerine abanan.
Ve başlar, her evde,
her caddede ve sokakta
ayrı bir yaşam
- ki içe dönük
ayrılı gayrılı
sessiz ve uzak izlerden –
Derin bir sızı kalır,
geceye karışan,
ıssız cadde ve sokaklardan;
kimsesiz parklar ve duraklardan.
O. NURİ UÇMANOV
Ankara/ Kızılay( YAZ-VAK)… 08.09.99… 19:32
BİR AKŞAM OLANLAR
“ İyi akşamlar sayın izleyiciler; yaşamı birlikte yaşamaya hoşgeldiniz İlk olarak Başkentte dün akşam meydana gelen bir haberi almak üzere Ankara temsilcimiz Adil Yazan’a bağlanıyoruz…
“ İyi günler Adil; beni duyabiliyor musun? “
“ Evet Demir Erkan, seni duyabiliyorum. “
“ Orada neler oluyor? Daha doğrusu ne oldu? Anlatır mısın lütfen? “
“ Soğuk bir Ankara akşamüstünden iyi akşamlar Demir Erkan;
Dün sabah olanları biliyorsun. Kısaca özetleyecek olursak… Adamın, birlikte yaşadığı kadının ağza alınmayacak kösnül küfürlerinin sonucunda çarptığı gardırop kapısının vidasının yerinden çıkmasından sonra başlayan olaylar zinciri, öğlen saatlerinde kadının sehpayı salonun ortasına fırlatmasıyla doruğa tırmanmaya başlamış; durum adam tarafından kadının ablasına aktarılarak, kardeşi hakkında acil önlem talep ettiği zaman, ablasının kardeşiyle konuşmak için ısrarcı olduğu sırada kadın öldürmek kastıyla adamın kafasına kristal kül tablasını fırlatmasının ardından bu vahim durum adam tarafından polise ve ambulansa intikal etmişti. Fakat, gelen ambulans görevlileri, polis geciktiği için hiçbir şey yapamadan maalesef gitmek zorunda kalmışlardı..
Onların gidişinden sonraysa, kadının babası telefonla aramış ve kızına ” Adamın ve Adamın akrabalarının hiçbir şey yapamayacağını ve adam toplayıp orayı başlarına yıkacağını; Ankara’yı Onlara dar edeceğini ” söylüyordu ki, Adam, yaşanan o gerilimli anların etkisiyle ve kadının babasını sözlerini duyunca, telefonu kadının elinden kaptığı gibi “ Siz ne demek istiyorsunuz? “ gibilerinden hesap sorar tarzda konuşunca; kadının babası hiç çekinmeden Adamı tehdit ediverdi. Fakat Adam, bilemiyordu tabi yaşadığı sinir bozukluğunun hiçbir şey olmayacağını ve o an olaylardan daha ağırını gün geceye kanatlanırken yaşayacağını…
Neyse, haberimize devam edecek olursak;
Bu olaylardan sonra Adamı sinir buhranlarıyla koca evde bırakarak ablasının oğlu ile birlikte ablasına gitmişti kadın. Gidişinin ardından önce koca ev, kısa bir süre sonra da Adam, sükunu bulmuştu. Hatta o kadar ki, Adam sırf bu sükunet ve ruh dinginliği bozulmasın diye kadının gelmesini hiç mi hiç istemiyordu. O kadar sükun doluydu ki Adam, akşamın ilerleyen saatlerinde nargile keyfi yapmaya başlamıştı camın önünde. Fakat, sanki bir el, bu ruh dinginliğini bozmaya karar vermişti. Ve o korkunç anda fazla uzak değildi sanki…
Nitekim, saat 22:10 sularında kapının anahtar yuvasındaki tıkırtının ardından zıplamıştı yerinden panikten çok huzursuzlukla. Zıplamıştı yerinden, lakin ne yapacağını bilen birinin kararlılığı vardı üzerinde; aynı zamanda da olabileceklerin kaygısı. Vardı da bu kaygı; o an için bambaşka bir yerden geleceğini bilemiyordu tabi Adam ve de vahim sonuçlara yol açabileceğini biraz sonraki ısrarının….
Ne mi olmuştu? Eve gelmişti kadın o saatte ve ısrarlı kapı çalışlarına ve kapıyı açtırma çabalarına yanıt vermemişti Adam. Kadınsa, en iyi bildiği ucuz yola, daha önce de birçok kereler yaptığı, saparak, hemen tehditler arasında kapıyı yumruklamaya başlamıştı. O an için Adamın aklından geçen kadının yeğeninin, ki Adam, Onu kapıda bekliyor sanıyordu, kapıya dayanarak işin çığından çıkabileceğiydi. Lakin Adam, buna da hazırlıklıydı ya da daha basiti, kadının polisi arayıp, ekibi sevkettireceğiydi, daha önce bu yolu da denemişti de, Adam buna da hazırlıklıydı; yanıtını çok önceden tasarlamıştı…
İşte içeride Adam bu durumlara kendini hazırlamışken, beklenmedik bir şey olmuş; kadın hiç beklenmedik ve daha önce denemediği bir yola başvurarak, kapı açılmayınca durmadan Adama her türlü rahatsızlığı veren üst kattaki daireye çıkmıştı… Bir süre sonra Adam, camın önünde sıkıntıyla karışık huzur içinde, fakat sıkıntıdan çok huzur ve kararlılık dolu bir halde nargilesini tüttürürken, telefon çalmıştı. Telefona bakınca da, üst kattaki dairenin numarasını görerek, açmaktan vazgeçmişti geçmesine ya… içinde bir sıkıntı oluşmuştu gizliden gizliye bu konuda. Bu arada telefon da durmadan çalıyordu. Derken, içindekini daha fazla susturamayan adam, telefonu açınca üst kattaki bayanın sesiyle karşılaşmıştı.
Bozuk bir ses tonuyla konuşmaya başlayan üst kattaki bayan, kadını eve alması konusunda Adama baskı uygulamış; bunun işe yaramayacağını anlayınca da, alt kültürsüzlüğünün getirdiği yola başvurup, tehdit etmeye başlamıştı Onu. Bunu yaparken de, hakaret etmeyi ihmal etmemişti. Adamın geri adım atmadığını görünce de ” Kaplıcasıyla ünlü yerden fedai getireceğini ve o gece Adamın kapısının kırılarak, camının çerçevesinin ineceğini! ” tehditler eşliğinde söylemişti.
Bir süre sonra, kadın, bu kadınla birlikte, Adamın kapısına dayanmış ve olaylar büyümesin diye ve büyük bir aymazlıkla kadını eve almıştı Adam.
O gece ve bugün Adam için oldukça sıkıntılı ve uğradığı bu korkunç ihanetin pençesinde geçerken, Adam için bir turnusol kağıdı görevini de görerek; uzun zamandır içindeki kuşkuları da açıkça ortaya koymuştu. Artık yanılmıyordu; birlikte yaşadığı kadının üst kattakilerle bir ilişkisi vardı; bambaşka bir ilişki… Yoksa neden, sadece iki yıl önce tanışılmış bir komşu olmasına karşın, üst kattaki kadın, işi bu kadar ileri boyuta taşısındı ki? Belki de, bu ilişki çok uzun zamandır vardı ve Adam da bazı şeyleri gizleyen bir paravandı… işi bitince, tıpkı babası gibi, ortadan kaldırılacak bir paravan. Ve o gece Adam, ağır bir gerçeği de öğrenmişti; üst kattaki kadına o tehditleri korkutmak amaçlı olarak beraber yaşadığı kadının söylettiği. İşte bu ağırdı Onun için; hem de taşıyamayacağı kadar ağır!
Haddizatında, Adamın beraber kadın, durmadan o evin kendisinin olduğunu savlamaktaydı. Ve o evi ele geçirmek için, Adam öldürmek dahil, hiçbir şeyden kaçmayacağını da dün akşamki davranışıyla açıkça ortaya koymuştu….
Demir Erkan… “
“ Teşekkürler Adil Yazan. Daha sonra sana yeniden bağlanacağız. Kolay gelsin… “
O. NURİ UÇMANOV
Ankara … Ocak 08
Merhaba Dünya!
Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!
